İhsan Oktay Anar – Yedinci Gün

Ortaya konan ‘ürün’ün edebi değer taşımasından çok ‘sürükleyici’ ve ‘kolay okunabilir’ olması tercih sebebi okur ve dolayısıyla yayıncı için… Bu durumda herhangi bir tarihi karakteri ‘aşk’ örgüsü etrafında roman karakterine dönüştürmek işten değil. Bir dönem padişah eşleriyle başlayan furya, padişahın diğer aile fertleri üzerinden devam ediyor.

27 Ağustos 2012
278 kez okundu
bosluk

Necip Mahfuz – Arayış

Sefil bir geçmişten kaçmak ve yoksul bir geleceğe yakalanmamak isteyen genç bir adam hiç tanımadığı, hakkında doğru dürüst bir şey bilmediği babasını aramaya koyulur. İskenderiye’nin “eğlence dünyasının kraliçesi” olan annesi beş parasız ve ölmek üzereyken yıllar önce babasını terk ettiğini açıklayınca artık Saber’in tek amacı babasını bulmaktır. Çok zengin olduğu tahmin edilen baba bulunursa genç adamın da hayatı değişecek, hatta kurtulacaktır. Ancak İkinci Dünya Savaşı’nın arifesindeki Mısır’da kayıp bir baba nasıl aranır, nasıl bulunabilir?

27 Ağustos 2012
115 kez okundu
bosluk

Etgar Keret – Nimrod Çıldırışları

Bir dilek tutma şansı olsaydı, ne dilerdi?
Sessizlik mi? Dinginlik demekti sessizlik, köpüklü bir banyo, büyüyen çim, buzdolabının kapağını kapattıktan ve küçük ışık söndükten sonra içinde olup bitenlerdi. Kısaca, hiçlikti sessizlik. Ve sonunda, öldükten sonra gırtlağımıza kadar gömülecektik hiçliğe nasıl olsa. Şimdilik, çok daha farklı bir şeye ihtiyacı olduğunu düşünüyordu Himme. Bir şey adı önemli değildi yeter ki yüreğinde hissedebilsin, bir balina çığlığı gibi. Güçlü bir şey, dayanıklı bir şey, tehlikeli ama iyi bitecek bir şey. Ruhunu ağzına kadar doldurup kenarlarından taşacak, ama yine de muhafaza edilebilecek bir şey. Heyecan verici bir şey, ama gerçekten heyecan verici, aşk gibi, misyon gibi ya da dünyayı kırk ışık yılı öteye taşıyacak bir fikir gibi.

27 Ağustos 2012
98 kez okundu
bosluk

Mustafa İslamoğlu – Berceste Ayetler

Bizimde başımıza çok geldi: Bazen insan Kuranda bir ayeti kaybedebiliyor. Bulmak istiyor fakat bulamıyor. Dilinin ucuna geliyor, fakat söyleyemiyor. Bazen biliyor, emin olmak istiyor. Bazen referans vermek gerekiyor, ha deyince aklına gelmiyor. Bazen de aklında yanlış yer ediyor, teyit etme ihtiyacı duyuyor. Bazen insan asla atlamaması gereken bir ayeti fark etmeyebiliyor. Bir müminin gündelik hayatta, hayati bir hacet gibi kullanması gereken ayetler var. Bu ayetler birer hayat iksiri gibi hayat denizinde kopan fırtınalardan kurtuluşun kodlarını barındırıyor. Bunlar lazım olduğunda arıyor. Hafızasında olsa kullanacak, fakat bunları içinde barındıran bir seçki olmadığı için ezberleyemiyor. İşte Bercete Ayetler, böylesi durumlar için birebir.

26 Ağustos 2012
112 kez okundu
bosluk

Tarık Saygı-Atatürk ve Şah

İran Şahı Rıza Pehlevinin Türkiyeyi ziyareti tarihî öneme sahip önemli bir olaydır. Yüzyıllardır birbirleriyle ilişkileri soğuk olan Türkiye ve İran gibi iki milletin, özellikle Atatürk ve Rıza Pehlevi idareleri altında birbirleriyle oldukça iyi ve sarsılmaz sağlam ilişkiler kurmuş oldukları görülebilir. Türkiye ve İranın yakın ilişkiler kurmasında, takip ettikleri dış politika ve yakınlaşma çabaları etkin olmuştur. Özellikle 1926 yılında Türkiye ve İran arasında imzalanan Dostluk ve İşbirliği Anlaşmasından sonra iki ülke arasındaki dostluk artmıştır. Türkiyenin yakın ilişkiler kurma isteğine İran olumlu yanıt vermiştir. Rıza Han ilk ve son dış gezisini Türkiyeye yapmıştır. Bu yüzden, Rıza Hanın Türkiyede kalışı ve ziyaretini uzatarak Atatürk ile birlikte Anadolu içinde seyahate çıkması önemlidir. Bu ziyarette Rıza Han ve beraberindekiler Türk halkı tarafından büyük bir konukseverlikle ağırlanmışlar, geziye halkın ve basının ilgisi yoğun biçimde gerçekleşmiştir. Bu seyahat sırasında Rıza Han, Türkiyede yapılan ilerlemeleri yakından görmüş ve bunu İran için de model olarak uygulamak istemiştir. Rıza Hanın Türkiye seyahati sayesinde Atatürk ve Rıza Han nezdinde iki ülke devlet başkanları arasında sarsılmaz bir dostluk kurulmuştur. Atatürk ve Şah isimli bu kitap, İran Şahı Rıza Hanın Türkiyeye yaptığı seyahati ve bu gezide Atatürk ile olan görüşmelerini ve konuşmalarını anlatmaktadır.

26 Ağustos 2012
115 kez okundu
bosluk

Gönül Aktürk-Ölüm Sokağı

25 Ağustos 2012
128 kez okundu
bosluk

Markus Zusak-Hiç Kimse Sıradan Değildir

“19 yaşındayım, taksi şoförüyüm. Sadece bu işe yarıyorum, birde arkadaşlarımla kâğıt oynamaya. Başka hiçbir uğraşım, isteğim, hedefim yok. Bir ev arkadaşım var, adı Kapıcı. Kendisi aynı zamanda köpeğim olur ve karşılıklı kahve içmekten büyük keyif alırız. Kısacası sıradanlığın mihenk taşıyım ve bundan şikâyetçi değilim. Ama bir gün posta kutumda bulduğum iskambil kartının, çerçevedeki bu resmi değiştireceğini nereden bilebilirdim ki? ‘Hiç’ oluşum, kimliği belirsiz birini rahatsız etmişe benziyor ve belli ki benimle oyun oynamak istiyor. Neden sorusunun cevabı aslında çok basit: umursamak için.

23 Ağustos 2012
311 kez okundu
bosluk

Turgut Gürsan-Mesih Hitler

Adolf  Hitlerin dünya tarihi üzerinde önemi büyüktür. Günümüzdeki devletler güç dengesinin oluşumunda Hitler Almanyasının İkinci Dünya Savaşına yol açan tutumu büyük bir paya sahiptir. Resmi kaynaklar Adolf Hitlerin savaşta mağlup olmasının kesinleşmesiyle intihar ederek öldüğünü yazmaktadır fakat bir iddia ölen kişinin Hitler olmadığıdır. CIAnın öncüsü Amerikan İstihbarat örgütü OSS (Office of Strategic Services) ve FBI arşivlerinde Hitlerin önce İspanyaya, ardından Arjantine kaçtığı belirtilmektedir. Bu iddiayı destekleyen çevreler Adolf Hitlerin Son Taburu ile birlikte kayıplara karıştığını söylemektedir. Aynı çevreler Hitlerin 1962 yılına kadar yaşadığını ve 73 yaşındayken Arjantinde öldüğünü iddia etmektedir. Daha büyük bir iddia Şilili yazar Miguel Serrandan gelmiştir. Buna göre Adolf Hitler Hint tanrısı Vişnunun yeniden bedenlenmesi şeklinde Mesih olarak dünyaya gelmiştir. Hitlere atfedilen bir başka özellik onun çağının ötesinde bir teknolojiye sahip olarak Güney Kutbunda gizli bir üs kurduğu şeklindedir. Turgut Gürsan çok sayıda kaynağa dayandırarak oluşturduğu kitabında bu tür iddiaları ayrıntılarıyla gözler önüne sermektedir.

17 Ağustos 2012
215 kez okundu
bosluk

Gena Showalter-En Karanlık Öpücük

Asırlardır hayatta olmasına rağmen Anya, anarşi tanrıçası, bugüne dek tutku denilen şeyi tatmamıştır. Lucienla karşılaşana dek Lucien, ruhları öteki âleme taşıyan bir savaşçıdır ve daha ilk görüşte Anyanın dikkatini çekmiştir. Lucienın büyüsüne kapılan Anya, onu elde etmek için artık her şeyi göze almıştır. Fakat Kronos, Yeraltı Dünyasının Efendisi Lucienın Anyayı tutsak etmesini emretmiştir. Şimdi Lucien ve Anya içlerinde birbirlerine karşı güçlü bir arzu taşırken onları kontrol eden bu güçlere karşı da savaşmak zorundadır. Sonsuza dek lanetlenmiş, karşı konulamaz bir şekilde baştan çıkarıcı ve kesinlikle çok ateşli savaşçılar Karanlığın Efendileri.

16 Ağustos 2012
179 kez okundu
bosluk

Harlan Coben-Geçmişle Dans

Toprağın altına gömdükleriniz, bir gün ortaya çıkarsa…

15 Ağustos 2012
177 kez okundu
bosluk
 Son Yazılar FriendFeed

Tıklayın Yardımcı Olun

E-POSTA ABONELİĞİ

E-Posta adresiniz:

Delivered by FeedBurner

E-Postanıza gelecek olan onay linkine tıklamayı unutmayın.

site ekle

SPONSORLAR

Film, Dizi, Müzik ve Kitaplar üzerine Yazılar Diyarı...

Bu sitede yer alan dökümanlar tanıtım amaçlıdır.Edinilen Dökümanlar 24 saat içinde kullanıcılar tarafından silinmelidir.
Telif Hakkı nedeniyle iletişime geçildiği takdirde,ilgili bağlantı ve linkler gözden geçirilerek 72 saat içerisinde gerekli işlem yapılacaktır.

Bu siteden Alıntı yapılabilir.Alıntı yapıldığı zaman lütfen Kaynak linkini konu içeriğinde gösteriniz.