Müge İplikçi-Civan


Civan, çağdaş edebiyatımızın usta kalemlerinden Müge İplikçi’nin, dar dünyaların akmayan zamanlarını ve zamanların, içinde biriktirdiği çürümüşlüğü ele aldığı son romanı. Durgun bir su birikintisinin dibinde kendini çoğaltarak varlığını derinleştiren o saklı hayatı açığa vurmaya yönelik bir bakış bu. Bir araştırmacının tüm gizleri aralamasına yarayacak olan o son soruyu sorma çabası gibi bir bakıma.

Müge İplikçi, Civan’da bir kız çocuğunun kaçırılması ile bir anda dalgalanan bir kasabanın hayatını sahneye koyduğu kitabında bizi, kasaba dünyasına ait birçok gizemle yüz yüze getiriyor. Bir zamanlar adı efsane gibi anılan ama geçmişi sırlarla örülü bir narkotikçi eski polis memuru… Geçmişte yaşanmış bir aşk… Yitirilmiş bir başka evlat… Ve yerlerinden yurtlarından edilmiş, şimdi de bu kasabada artık fazlalık olarak görülen Kürtler… Bir anda alevlenen, en yakınları bile birbirine düşman eden ayrılıklar… Suç ve kimlik kavramlarının en acımasız yüzleri…

Müge İplikçi, günümüz Türkiye’sini acımasız bir eleştirellikle ele aldığı Civan adlı bu romanında suç ve kimlik kavramlarını olduğu kadar, dar dünyaların havasız ve ışıksız ortamlarında içten içer bir iblis gibi çoğalttığı yargılarını da gün ışığına taşıyor.

2.

Civan, Müge İplikçi’nin son romanı. Üzerine bizzat yazarının ağzından edinilebilecek epeyce söyleşi mevcut. Bence önce romanı okumalı ki ister istemez yönlendiren açıklamaların etkisinden uzakta gerçek bir okuma olsun.

Okumaya başlamadan önce,  Edebiyat Günü’nde ağırladığımız ve sevdiğim bir yazarın son kitabını merak etme duygusu baskındı. Okudukça, başka kitaplarını da merak eder hale gelmek iyi…

Sonra, Pınarlı’yı ve içindekileri toptan bir metafor olarak algılama ve bir tür “Bu kitapta/filmde okuduğunuz/izlediğiniz her şey hayal ürünüdür.” ironisine inat, her metaforun gündemdeki karşılığını bulma kendiliğinden geldi.

Pınarlı’nın “beyaz Türkler”e, Çiçek Mahallesi’nin “ötekiler”e karşılık gelmesi gibi… Hilal’in beyaz Türkler’in “değerleri ve yaşam tarzı”nı, Halil’in  o değerleri ve yaşam tarzını tehlikeye atan ötekilerin en kötü ve en kötüye de bir şekilde sürüklenmiş yanını karşılaması gibi… Emrullah’ın  ötekilerin en iş bilen, işbirlikçi yüzü olduğu, Solmaz’ın ve Rana’nın her iki dünyanın masumları arasında, arada bir çizgide kalması gibi… Hilal’le Berfin’in herkese inat arkadaşlığının, öyle sanıyorum ki Müge İplikçi’nin çözümü gösterdiği adres niyetine okunabilmesi gibi… (Hilal ve Halil adlarına hem ses hem anlamca taktığım da oldu bu arada:) Birbirinin içinde evrilir gibi…

“’Siz farklıydınız! diye soludu Solmaz. ‘Siz arkadaş olamazdınız! Yanlış buradaydı.’

‘Biz bizdik anne’ dedi Berfin. ‘Bu kadar. Ve arkadaştık. Bizi karşılaştırma.”

Romanın açık metaforları var bir de. Mutfak tezgâhındaki çatlak, “Kader Köprüsü”, el ve ille de ip gibi… İp, bu romanın matematiği, okurda oluşturulmak istenen bilincin ta kendisi, tüm sorunların çözüleceği kaynağın ucu, ortak yaşama kültürüne uzanmanın ve geçmişle geleceği buluşturmanın rotası… Elbette anlatmayacağım roman konusunun da gizli kahramanı bir öge…

“Hilal ise başka bir sesti. Hadi bahçeye çıkalım Berfin. Kap ipi.

Yaşam kokan, an içinde olan bir ses, renkti Hilal.”

Bu blog notunu okuyan biri, Hilal’le Berfin’in maceralarını anlatan bir kitap zannedebilir Civan’ı. Onlar sonuç… Onlar, harcanmaması gereken… Onlara varıncaya kadar harcanan bir Ekin, bir “ekin” var ki o, bir Ömür, bir “ömür” var ki tüm kayıplara adreslenebilecek, ipin/ bağın koptuğu yer orası…

Bir de yetişkin cephesi var romanın. Bir kasaba yalnızlığında/ bunaltısında/ kıskacında “ekâbir”in kendine has dünyasının erkekleri ve kadınları var. Onların oluşturduğu kültürün bir parçasına dönüşmüş görünen ve aynı zamanda Hilal’in annesi olan Rana ile onun geçmişte kalan aşkı, kızı Ekin’in ölümünden sonra “deli”lenmiş Emniyet Müdür Yardımcısı Dumrul Mucib var bir de…

Dumrul Mucib’i Behzat Ç.’den bir türlü ayıramadım kafamda :( Müge İplikçi, okurundan böyle bir bağ kurmasını beklemiyordur ama böyle… İplikçi’nin kurduğu bağ açık: Dumrul Mucib, “dellenmiş” ruhuyla ve kendine özgü ilkeleri ve doğrularıyla, yüzyıllar öncesinden Deli Dumrul’a eklemlenen bir karakterdir. Kendi doğrularının köprüsünde sıgaya çekilmenin de bir bedeli vardır ki ne bedel!

Metinler arası bir okuma için Dede Korkutvarî “soylama” bölümlerini andıran satırlar üzerinde de durulabilir. (Dede Korkut’u anlatacak yahut “metin ve gelenek” konusunu kavratacak edebiyat öğretmenleri için değişik bir malzeme çıkar bu kitaptan.)

Civan’ın kurgusu, bilinç akışının ve zamanda geriye doğru kırılmaların güzel bir örneği. Bazen bir ayrıntıyı anlamak için ön sayfalara dönme gereği duydum. Dilinin akıcılığında ve hınzırlığında, ironinin doğasındaki mesafede kolay ve keyifle okunan bir roman… Aynı zamanda, Inception filmi misali, kahramanlarının beyinlerindeki andan ana geçişlerde okurdan özel bir dikkat isteyen, bu yanıyla bir parça zorlayan da bir roman…

elifingunlugu.net

Kitabı Satın Almak için Linkler
D&R 10,40TL
İmge 10,50TL
KitapRA 11,20TL
NetKitap 11,20TL
KitapKeyfi 11,20TL
AlveAl 11,25TL
KitapTürk 11,50TL
İdefix 11,90TL
OnurKitap 11,90TL
PanelKırtasiye 14TL

Müge İplikçi-Civan, 6.5 out of 10 based on 2 ratings

Müge İplikçi-Civan ile Benzer Yazılar:

29 Temmuz 2012 Saat : 7:11

Müge İplikçi-Civan Yazısı için Yorum Yapabilirsiniz

 Son Yazılar FriendFeed

Tıklayın Yardımcı Olun

E-POSTA ABONELİĞİ

E-Posta adresiniz:

Delivered by FeedBurner

E-Postanıza gelecek olan onay linkine tıklamayı unutmayın.

site ekle

SPONSORLAR

Film, Dizi, Müzik ve Kitaplar üzerine Yazılar Diyarı...

Bu sitede yer alan dökümanlar tanıtım amaçlıdır.Edinilen Dökümanlar 24 saat içinde kullanıcılar tarafından silinmelidir.
Telif Hakkı nedeniyle iletişime geçildiği takdirde,ilgili bağlantı ve linkler gözden geçirilerek 72 saat içerisinde gerekli işlem yapılacaktır.

Bu siteden Alıntı yapılabilir.Alıntı yapıldığı zaman lütfen Kaynak linkini konu içeriğinde gösteriniz.